KIBRIS DEPREMSELLİĞİ BASIN AÇIKLAMASI

KIBRIS DEPREMSELLİĞİ BASIN AÇIKLAMASI

HABER TARİHİ: 26 Şubat 2019
272 Kişi okudu

Oda üyemiz Hilmi Dindar, Kıbrıs Postası gazetesinden Rahmican Çalışkan'a odamız adına "Kıbrıs Depremselliği" konulu bir demeç hazırlamıştır.

 

1-         Özellikle son günlerde Kıbrıs ve Akdeniz’de depremlerin arttığı görülüyor. Kıbrıs için deprem tehlikesi her daim var mı?

Kıbrıs’ın depremselliği üzerine son elli yıllık dönemde farklı araştırmacılar tarafından tarihsel (1900 yılı ve öncesi ) ve aletsel dönemi (1900 yılından sonra) kapsayan birçok çalışma yapılmıştır. Adada 1222 yılında güçlü bir tsunami meydana geldiği belirtilmektedir. Tsunamiye sebep olan bu depremin büyüklüğü belli olmamakla birlite 11 Mayıs 1222’de meydana geldiği ifade edilmektedir. Kıbrıs’ın güneyinde Kıbrıs yayı üzerinde olduğu belirtilen bu deprem  Baf ile Limasol kentlerinde yıkıma ve tsunamiye neden olmuştur.  10 Eylül 1953’te iki kez meydana gelen depremler Kıbrıs’ın güneybatısında 5 ve 3 şiddetli lokal tsunamiye neden olmuştur. Tüm bu çalışmaların ışığında Kıbrıs adasını etkileyen  tarihsel dönemde  21  depremin meydana geldiğini biliyoruz.  Kıbrıs’ı etkileyen büyük depremler aletsel dönem olarak ifade edilen yirminci yüzylının başlarından günümüze kadar (1900-2018  yılları arasında) M=6.0 ve üzeri büyüklükte altı (6) güçlü deprem meydana gelmiştir.

Sonuç olarak Kıbrıs dünya deprem kuşaklarının ikinci derece tehlikeli Alp-Himalayalar kuşağında bulunur. Bu da dünyada meydana gelen depremlerin yüzde 16’sının üzerinde olduğu bir alandır.

2-         Sizce depreme ne kadar hazırlıklıyız? (Biliyorsunuz, ev, kiliseler vs.. çöküyor)

Burada öncelikle kavram kargaşasını önlemek için  genel bir hatayı açıklamamız gerekiyor. Basında aletsel olarak hesaplanan deprem büyüklüğü bazen “5.4 şiddetinde deprem oldu” diye lanse ediliyor.  Deprem büyüklüğü mutlak bir değerdir. Deprem şiddeti ise görecelidir, tamamen gerçekleştiği bölgeyi nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Mesela bu verdiğim örnekte 5.4 büyüklüğündeki bir deprem yapılarda pek fazla zarara yol açmayabilir. Ancak depremin gerçekleştiği bölgedeki yapı kalitesi, zeminle ilgili özellikler vs. oluşacak hasarı arttırabilir veya azaltabilir. Arttırdığını varsayarsak, o bölgede oluşan zarara göre depremin şiddeti  7 denebilir. Benzer hata örneğin hava sıcaklığı-hissedilen sıcaklık ilişkisi gibi konularda da yapılıyor.

Kıbrıs’ta meydana gelen tarihsel depremler bu ölçeklere göre 5 ile 8 şiddet dereceleri arasında ölçeklendirilmiştir. Buna göre konuşacak olursak yapılarımızın ne tür olduğunu tam sayı ile bilmeliyiz. Örneğin Lefkoşa’da 1970ler’den önce kaç bina beton, kaçı tuğla, taş veya kerpiçle yapılmış bilmemiz gerekiyor. Bildiğimiz en yüksek 8 şiddetinde bir depreme dayanıklı olup olmadığını söylememiz için yapı türü, deprem-zemin yapı etkileşimi gibi bilgilerin varlığı ile söylenebilir. Bu çalışmaların da ülke ölçeğinde yapılması gerekir

3-Özellikle Türkiye’de gündemde olan ‘gizli deprem’ konusu var. Kıbrıs için de böyle bir şey söz konusu olabilir mi?

Gizli depremler doğruluğu kanıtlanmamış teknik adıyla “Slow Slip Event” olarak bilinen ve tespiti için fayın ya da meydana gelen yavaş kaymanın tam üzerinde gözlem yapmanız gerekiyor. Kıbrıs’ta mevcut faylar üzerinde böyle bir çalışma henüz yapılmadı fakat Türkiye Cumhuriyeti’nde Kandilli Rashathanesi’ nin bu konuda güncel çalışmaları var.

Bu olguda sarsıntı ile oluşan kaymanın ortalama 50 günde tamamlandığı varsayılmaktadır. Bundan ayrı olarak Dünya’da meydana gelen depremler hemen dakikalar içinde çözümlenip insanlara anlık olarak duyurulmaktadır. Ülkemizde Sismoloji Servisi, Türkiye’de T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (Kandilli KOERİ), Avrupa’da ise Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (European-Mediterranean Seismological Centre) bölgemiz hakkında değerli deprem kataloğu sunmaktadır.

 

4-         Sizce ülkemizde genel olarak imar planı şart mı?

Ülkemizde ciddi bir plansızlık ve çarpık yapılaşma var. Bununla ilgili İçişleri Bakanlığın, başlatmış olduğu çalışmalar vardır. Bunların önemli olduğunu düşünüyorum. Uzun vadeli, depreme dayanıklı yapı tasarımı ve ülkemizin zemin sorunlarına uygun yapılaşma yapmamız gerekiyor. Zemin sorunlarının belirlenmesinde ve alınacak önlemlerde biz mühendislerin üzerine düşen görevler vardır. Jeoloji, Jeofizik ve İnşaat Mühendisleri birbirlerinin mesleklerine saygı göstererek uyum içerisinde çalışmalıyız. Bu konuda KTMMOB ortaya irade koymalıdır. İmar planına gelince gerek hükümet edenler her zaman için KTMMOB ile uyum içerinde çalışmalıdırlar.

 

 

 

5-Biliyorsunuz, özellikle bu yıl ciddi bir iklim değişikliği yaşadık. Bu tür iklim değişikliği depremlerin artacağına işaret mi?

İklim değişiklikleri ile depremler arasında bir bağlantı kurmak çok da doğru değildir. Küresel İklim ve Felaket Raporuna göre 14’ü Amerika Birleşik Devletleri’nde, 11’i Asya-Pasifik ülkelerinde, 3’ü Avrupa, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde ve 2’si ise Latin Amerika’da iklimden kaynaklı felaket olarak nitelendirilecek olay olmuştur. Küresel İklim Risklerinin yükselmesinin temelinde küresel ısınmanın deniz seviyesindeki yükselişe sebep olması, alışılmışın dışında hava olayları, ısı değişimlerinin yanı sıra küresel nüfus ve göç dalgaları da etkili oluyor.

Doğal afetler son 10 yılda içinde APAC (Asya-Pasifik) ülkelerinde %35 oranında artış gösterdi. Bunu %20 ile Latin Amerika, %14 ile EMEA(Avrupa, Ortta Doğu, Afrika) ve %10 ile ABD izledi.

6-Aktif fay hatlarımız var mı? Son hareketleri neler? Kapasiteleri neler?

Dünyamızda kıtaları şekkillendiren 12 yüzen levha vardır. Kıbrıs üç yüzer levhanın tam göbeğinde yer alır. Bunlar güneyde Afrika, Güneydoğu’da Arap ve Kuzey’de Avrasya levhalarıdır. Adamız büyük ölçüde göreceli plaka hareketlerinin birbirlerine göre davranışlarından şekillenen bir sismik aktiviteye sahiptir. Bu tektonik yapılanma sonucu oluşan yay sistemi boyunca da aktivite devam eder. Yay hareketinin merkez kısmının Kıbrıs’ın güneybatısındaki Afrika ve Anadolu mikro plakaları arasında biçimlendiğini ve batı kısmın ise Afrika plakasının Anadolu plakasının altına battığı yerde dalma batma zonunu oluşturduğu birçok çalışmada belirtilmektedir. Bu kuşaklarda beklenen en yüksek deprem 7.4 olarak hesaplanmaktadır.

7-Devlete ve topluma deprem konusunda çağrılarınız veya önerileriniz nelerdir?

Deprem, tıpkı su taşkınları ve heyelanlar gibi bir doğa olayıdır. İnsanlarımız bu olaylarda doğanın bir parçası olduklarını bilmelidir. Yaklaşık 4.5 milyar yıllık bir gezegende yaşadığımızın bilincinde olmalı ve buna göre yaşamın doğal dengesini uyum sağlayarak bozmadan yaşamayı öğrenmelidir.

Depreme dayanıklı denildiğinde sadece kaliteli yapı malzemesi akla gelmemeli, sorunsuz zemin veya sorunları biline zemin de akla gelmelidir. Güvenli yapı doğru zemin parametrelerine uygun inşaa edilen yapıdır. Bunu hiç unutmamalıyız.

 

Hilmi Dindar

YDÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Öğretim Görevlisi

YDÜ Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi



ÜYE GİRİŞİ